Kanada'da kışa alışmak demek;
Karların yağmasıyla yavaş yavaş dağ şeklini alan kar kitlelerine;
Park yerlerinde biriken karların kepçeli araçlarla kamyonlara doldurulup taşınmasına;
Kaldırımlarda yürüyemeyecek kadar biriken ve bir türlü erimeyen kara;
Bir kaç ay önce kaldırım olarak gördüğünüz yere adıp attığınızda kalçanıza kadar kara batmanıza;
Bazen ellerinizde eldiven olmasına rağmen parmaklarınızın uçlarının acıdığını hissetmeye;
Öğleden sonra başlayan karın ertesi gün öğlene kadar devam etmesine;
Bütün bunlara rağmen okullarınn bir gün bile tatil olmamasına (üniversite de olsa)
bir süre sonra şaşırmamak demek :)
Buraya geleli bir ay oldu, arada bir hala "bu ne biçim yer böyle" diye hayıflanıyorum, ama insan bulunduğu yere yavaş yavaş uyum sağlıyor.
Bir kaç not: Şehrin arabalara göre tasarlanmış olmasından dolayı özellikle kışları araba ihtiyaç haline geliyor. Kaldırımlar karla dolu olduğu ve şehir içindeki gibi dahi temizlenmediği için şehir merkezinden hafifçe uzaklaşılmasıyla birlikte yol kenarlarında 50 metre aralıklarla sıra sıra dizilmiş restaurantlara gitmek yaya olarak çok zor hale geliyor. Bizdeki gibi şehir dışında bulunan alışveriş merkezlerinin kendilerine özel servisleri de olmayınca iş otobüslere kalıyor. Alışveriş merkezlerine otobüslerle gitseniz bile, şehir merkezinde şubesi bile bulunmayan ama yol kenarlarında sıralanmış bahsettiğim restaurantlara gitmek ancak arabayla mümkün hale geliyor (bu arada restaurant dedigime bakmayın, McDonald's, Burger King vs gibi standart yerlerden bahsediyorum) ama tabii ki her zamanki gibi teknoloji bütün bunları bir click ya da telefon sayesinde ayağınıza getiriyor.. Zaten kış, dışarda kar yağıyor, ne çıkacaksınız evden :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder