7 Mart 2015 Cumartesi

Kanada'da buz pateni

Kanada'da, en azından Kingston'da çok hoşuma giden şeylerden bir tanesi mahalle ortasında bulunan parkların çoğunda kış aylarında buz pistleri kuruluyor olması. Bir çoğu belediyenin onayı (bazen desteği) ve mahalle gönüllüleri vasıtasıyla kuruluyor ve kış boyunca devam ettiriliyor. Hatta bazı ev sahipleri kendi arka bahçelerine bile kuruyorlar buz pistlerini. 

Geldiğimden beri Kanada'lıların buz hokeyini ne kadar sevdiklerini duyup duruyorum, ama bu biraz da çocukların mahallelerinde buz pistleriyle büyümelerinden ve buz hokeyinin onlar için günlük bir aktivite olmasından kaynaklanıyor aslında. Hayatlarının bir parçası haline gelen, arkadaşlarıyla bulaşabilecekleri, camdan baktıklarında görebilecekleri bir buz pistleri var, tabii bununla birlikte gelişen alışkanlıklar. 

Tabii bu pistlerin ücretsiz olarak kullanıldığını belirtmek de gerek, zaten böyle olduğundan ve evlerinin yakınlarında olmasından dolayı farklı sınıfsal kitlelerin günlük aktivitelerinden biri haline gelebiliyor buz pateni/puz hokeyi.

Yılın her mevsiminden keyif almak aslında mevsimle ne kadar uyumlu yaşadığımızla da bağlantılı. Eğer şehir hayatında kış aylarıyla birlikte keyif alabileceginiz dışarda yapabileceğiniz aktiviteler bulabiliriyorsanız, bunları günlük hayatınızın bir parçası haline getiriyorsanız kış ayının sizde yarattığı anlam da büyüyor, zenginleşiyor. 

Biz de geçen hafta kervana katılıp, belediye binasının önündeki buz pistinde paten yaptık. Küçükken Ankara'da Kurtuluş parkındaki buz patenine giderdik annemle birlikte, sonra da Belpa'ya gitmeye başlamıştık ve çok keyif alırdım. Daha sonra büyüdük, ve buz pateni küçüklerin yaptığı bir aktiviteye dönüştü. Buz pateninde biraz paslanmışım ama bisiklet kullanmak gibi, 10dakika sonra adapte oluyor insan.  

Havanın Kanada kadar soğuk olmamasından dolayı Ankara'da ya da Türkiye'nin birçok şehrinde buz pistlerinin kolay kolay kurulamayacağını biliyorum ama her mevsim şehir içinde yaşarken de şehirden ve mevsimden keyif almamızı sağlayacak, günlük hayatımızın parçası olacak imkanların oluşturulması gerektiğine inanıyorum. Yaşadığımız yerin doğasından keyif almak illa tatillerde, şehirden kaçarak ya da şehir dışında arabayla/otobüsle ulaşılan bir mekana giderek olmamalı. Şehrin kendisi de günlük hayatımızda içinde olmaktan keyif alacağımız bir mekana dönüşmeli. Sadece doğayı korumak için değil, kendimizi de korumak için yapmamız gereken bir şey bu.

Bundan birkaç yıl önce Istanbul'da yaşarken, Bostancı sahilde paten yapanları gördükten sonra paten almıştım. Sonra Ankara'ya taşınmam gerekince, patenler dolaba kaldırıldı. Nerede paten yapılır diye düşünürken, ilk önce Eymir aklıma geldi, sonra Çansera diye Yüzüncü Yıl'da bir park keşfettim arkadaşım sayesinde, eminim daha birçok mekan vardır. Ama işin garip kısmı, hepsine gidebilmek için araba/otobüs gibi başka bir ulaşım aracı kullanmanız gerekiyor.

Baharla birlikte şehir içinde herhangi bir yere gitmek için araba yada otobüs dışında, bisiklet kullanabilmek ya da paten yapabilmek, buna uygun olarak araba yollarının yanında güvenlikli yolların olması güzel olmaz mı? Düşünsenize evden çıktığınız andan itibaren güvenle bisiklete binebileceksiniz, arkadaşınızla buluşacak, akrabalarınızı ziyaret edecek, ofise gidecek,  sonra tekrar eve bisikletle dönebileceksiniz? Keyifli olmaz mıydı? 

Kanada Bayrağı

Yataktan kalkıp, elimizi yüzümüzü yıkadıktan sonra ilk yaptığımız şeylerde biri internete girmek (daha doğrusu google vasıtasıyla internete girmek) olduğu için insanın ilk gördüğü şeylerden biri google'ın özel günler doodle'ı oluyor. Bunlardan bir tanesi de geçtiğimiz şubat ayında Kanada bayrağıydı.

Bu vesileyle Kanada bayrağının 50 yaşına basmış olduğunu da öğrenmiş oldum. Kanada 50 yıl öncesine kadar koloni tarihini yansıtan bayraklar kullanıyor, ya İngiliz yada Fransa esintili. 1964 yılında ise o sırada hükümette olan Liberaller Kanada'yı yansıtacak yeni bir ambleme ihtiyacı olduğunu düşünüyor. İlk başta parlemento'da Kanada'nın neden bir bayrağa ihtiyacı olduğu ile ilgili bolca bir tartışma yaşanıyor. Muhafazakarlar eski bayrağın Kanada'nın tarihini yansıttığını ve değiştirilmemesi gerektiğini düşünüyor.


Uzun tartışmalar ardından yeni bayrağa karar verecek bir kurul kurulmasına karar veriliyor. Halktan çeşitli tasarımlar geliyor, Muhafazakar parti ve Liberal parti kendi önerilerinde bulunuyor. Zaman aşımına uğrayan arşiv dokumanlarına göre bayrak tasarımında uzlaşmak için çeşitli oyunlar dönüyor. Uzun tartışmalar ardından kurul iki partinin de önerdiği bayrakları eleyip, üçüncü tasarımda karar kılıyor. Ve Kanada 15 Şubat 1965'de akçaağaç yapraklı kırmızı beyaz bayrağına kavuşuyor.  


Bu vesileyle Kanada televizyonlarında da Kanada bayrağının 50.yılını onurlandıran birçok programda yapıldı.
http://www.ctvnews.ca/w5/w5-seeking-the-origins-of-the-maple-leaf-flag-finding-the-soul-of-our-nation-1.1738784  (Kanada bayrağının kabul edilmesinin tarihi)
http://www.cbc.ca/archives/categories/politics/language-culture/the-great-canadian-flag-debate/diefenbaker-makes-his-flag-choices.html   (Arşivden bayrakla ilgili parlemento konuşmalarında bir tanesi)

Beni en çok şaşırtan ise bayrağın bu tasarımının bu kadar yeni olması oldu sanırım. Bayrağın hep ülke tarihiyle birlikte oluşan bir olay olduğunu düşünmüştüm. Televizyonlardaki sokak röpörtajları bakarsak birçok genç Kanada'lı da bilmiyormuş.